Posted by: bydaring on: Kasım 6, 2008
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yeni yasaya göre çok prim ödeyenin çok aylık alacağını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
Çelik, “Sosyal Güvenlik Reformu’yla ilgili maalesef kendilerini uzman diye
tanıtanlar, bu kadar önemli bir yasal düzenlemeyi halkın kafasını karıştıracak
şekilde takdim etmek için çok gayret sarf ettiler ve yazık ettiler” dedi.
Bakan Çelik, Artvin’deki programına katılmak için hava yoluyla geldiği
Trabzon’da, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Çelik, gazetecilerin, “Sosyal Güvenlik Reformu’nun yürürlüğe girmesiyle,
emekli maaşlarının 213 YTL’ye düşeceği yönünde söylemler var. Ne diyorsunuz?”
şeklindeki sorusu üzerine, “Sosyal Güvenlik Reformu’yla ilgili maalesef
kendilerini uzman diye tanıtanlar, bu kadar önemli bir yasal düzenlemeyi halkın
kafasını karıştıracak şekilde takdim etmek için çok gayret sarf ettiler ve yazık
ettiler. Bu yasa önemli bir düzenlemedir” şeklinde konuştu.
Yasaya özü itibarıyla bakmak gerektiğini ve bu yasayı eski yasayla
mukayese etmenin doğru olmadığını ifade eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“Eski yasayla mukayese edilecekse, eski yasa devam etseydi. Demek ki hem
kamu, hem vatandaşlarımız açısından memnuniyetsizlik vardı ki, böyle bir yasa,
böyle bir reform gerçekleştirildi. Reform bütünlüğü içinde olaya bakıldığı zaman
emekli maaşlarının düşmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Reformun çıkışıyla,
mevcut yasanın olaya bakış açısında fark var. Örnek vereyim; 1 Ekim öncesindeki
yasa kısa süreli çalışıp, genç yaşta emekli olup gitmeyi, az prim ödemeyi, az
çalışmayı, çok yatmayı ön görüyordu.
Yeni yasa ise dünyada olduğu gibi çalışmayı, zaman içinde çok prim
ödemeyi, çok aylık almayı getiriyor. Bu yasaları mukayese ederek, bir yere varmak
mümkün değil. Bu yasaya kendi açısından bakmak gerekiyor. Türkiye eskiyi terk
etti, terk etmesi gerekirdi. Yenisi bekleniyordu, yenisi geldi. Ne olur biraz da
memleketin aydınlık geleceği gözüyle bakalım. Böyle, insanlarımızın ruhunu,
geleceğini karartıcı, 30 sene sonrasına dönük afaki yorumlar yapmak, kime ne
kazandırıyor? Bunları doğru bulmuyorum. 213 YTL aylık alınacak deniyor. Bunu kim
nereden çıkardı? Bunun hesabını yapsınlar bana. Yok böyle bir şey. Bu tür
yorumlara aslında daha ağır şeyler söylemek gerekir.”
ARTVİN’DE YAPILACAK HES’LER KONUSU
Çelik, gazetecilerin, Artvin’de yapılacak Hidroelektrik Santrallere (HES)
yönelik tepkilere ilişkin soruları üzerine de ülkenin kaynakları olduğunu, bu
kaynakları verimli şekilde kullanmak gerektiğini ifade ederek, “Yıllarca Çoruh
Nehri aktı, bizler de baktık. Bu doğru değil” dedi.
Kaynaklara sahip çıkılması gerektiğini, ancak çevrenin ve buralardaki
doyumsuz güzelliklerin de korunması gerektiğini vurgulayan Çelik, şunları
kaydetti:
“Gerekli, gereksiz, birçok tepkiler oluyor. Duyarlı olmak ayrı bir şey.
Tabi ki çevremize, ülkemizin sorunlarına duyarlı olmalıyız. Bu duyarlılığa saygı
duyuyorum, ama bunu işi bilmeden çok farklı noktalara, aynen Sosyal Güvenlikte
Reformu’nda olduğu gibi taşımayı doğru bulmuyorum. Size bir örnekle anlatayım.
Seçim bölgem olan Bursa’da doğal gaz çevrim santrali gerçekleştirdik. Santral
yapılırken Bursa’da sıcaklığın 4-5 derece artacağını, Bursa’nın üzerine küller
yağacağını aynı çevreler, çok üst perdede söylediler. Şimdi ne Bursa’nın üzerine
kül yağıyor, ne de Bursa ısındı. Bursa’da çevrim santrali elektrik üretmeye devam
ediyor. Türkiye de bundan istifade ediyor. Tabiatın, çevrenin korunması konusunda
hükümet de duyarlıdır, merak etmeyin.”
Posted by: bydaring on: Kasım 5, 2008
CHP’lilerin İstoç’taki Vakit binası önünde yaptıkları Hüseyin Üzmez protestosunda olay çıktı. Gazete çalışanlarıyla protestocular arasında arbede yaşanırken, gazete içinden mehter marşı çalması da dikkat çekti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul
Örgütü üyesi kadınlar, 14 yaşındaki B.Ç’yi taciz ettiği iddiasıyla tutuklanan ve
daha sonra Adli Tıp raporu üzerine serbest bırakılan yazar Hüseyin Üzmez’i, Vakit
gazetesi önünde protesto etti.
Gazetenin Mahmutbey İSTOÇ’daki binası önünde toplanan partili kadınlar,
“Türkiye laiktir, laik kalacak”, “Mollalar İran’a” sloganları attı.
Parti minibüsünden “10. Yıl Marşı”nın çaldığı sırada, Vakit gazetesi
binasından da “Mehter Marşı” çalınması dikkati çekti.
Protesto eylemi sırasında, polis tarafından geniş güvenlik önlemleri
alındı. CHP’liler ile gazete çalışanları arasında kısa süreli tartışma yaşandı.
Güvenlik güçleri, gazete çalışanlarını binanın içine girmeleri konusunda uyarıda
bulundu. Ancak çalışanlar, basın açıklamasını dinlemek için binanın önünde
bekledi.
Öte yandan gazete binasına “Zina serbest olsun diyen ahlaksızlar,
Vakit’e nasıl ahlak dersi verebilir. Teşhircilere, fuhuşçulara, çocuk
tacizcilerine, uyduruk değil, İslam’in öngördüğü cezalar verilsin, var mısınız?”
yazılı pankart asılı olduğu görüldü.
Bu sırada, CHP’li kadınlar da, “Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz,
anneyi kandırdın, çocuğu korkuttun, bizi korkutamazsın, Allah’ı kandıramazsın”
yazılı pankart açtı.
Partili kadınlar adına açıklamayı okuyan CHP İstanbul İl Yönetim Kurulu
Üyesi Zehra Eylici, Türkiye’nin bugün bağrındaki tüm yangınlara rağmen Hüseyin
Üzmez olayını konuştuğunu, çünkü bunun bir ahlak konusu olduğunu, bunun hafife
alınamayacağını ya da görmezden gelinemeyeceğini söyledi.
“Devlet koruması altındaki bir çocuğun yaşamını altüst edecek bir olayın
faili olan Üzmez, yargı kararıyla serbest kalmıştır” diyen Eylici, bu durumun
hukuk, demokrasi, özgürlük ve en önemlisi de kadınlar adına büyük ayıp olduğunu
kaydetti.
Kadının saçının bir tek telinin görünmemesi için mücadele verenlerin,
şimdi 14 yaşındaki bir çocuğun şerefini ve namusunu hiçe sayarak sustuğunu ileri
süren Eylici, “Biz çağdaş demokratik ve laik Cumhuriyetimizin kadınları olarak,
Cumhuriyet ve kazanımlarından rövanş almaya çalışanların baskı ve tehditlerinden
korkmuyoruz” diye konuştu.
CHPli kadınlar, açıklamanın ardından protestolarını alkışlarla
sürdürdü.
KARAHASANOĞLU’NUN AÇIKLAMASI
Basın mensuplarına açıklama yapan Vakit gazetesi Yayın Kurulu Üyesi ve
Hukuk Danışmanı Ali İhsan Karahasanoğlu, CHP’nin açıklamasını tasvip etmediğini
söyledi.
Vakit gazetesinin görüşlerinin, asılan pankartta belirtildiğini ifade
eden Karahasanoğlu, “Bugün zina yasak değilse, CHP’nin sayesinde olmuştur.
CHP’nin bu konuda herhangi bir itirazda bulunmaya hiçbir hakkı yoktur. Vakit
gazetesi olarak teşhircilere, zinacılara, çocuklara karşı cinsel istismara
karşıyız” dedi.
Karahasanoğlu, bir gazetecinin, Hüseyin Üzmez ile ilgili durumu sorması
üzerine, Üzmez’in gözaltına alındığı günden bugüne 6 ay geçtiğini, gazetelerinde
tek bir yazısının yayımlanmadığını ifade etti.
Bu konuda gelen raporlara ve mahkeme kararlarına bakacaklarını, gazete
olarak bir karar alacaklarını dile getiren Karahasanoğlu, “Eğer bu konudaki
iddia kesinleşirse, Hüseyin Üzmez’in o mahkeme kararına karşı kurulan komployu
ispat edecek bir açıklaması olmazsa, biz yolumuzu ayıracağımızı baştan söyledik.
Ben bugüne kadar 4 ayrı raporu 20 defa okudum. 4 rapor da Hüseyin Üzmez’in
lehine. Ancak biz yine diyoruz ki mahkeme verecek kararı” diye konuştu.
Ali İhsan Karahasanoğlu’nun açıklamasının ardından protestolarına bir
süre daha devam eden kadınlar, daha sonra buradan ayrıldı.
Posted by: bydaring on: Kasım 5, 2008
Amerika Birleşik Devletleri’nde seçim heyecanı tüm dünyada eş zamanlı olarak yaşandı. Yarışı baştan sona önde götüren Barack Obama resmi olmayan ilk sonuçlara göre ABD’nin ilk siyahi Başkanı oldu.
ABD’de Demokrat Partinin
başkan adayı Barack Obama, başkanlık seçimini kazanan ilk siyah olarak Amerikan
tarihine geçti.
Bugün ülkede oy kullanan siyahların bir kısmının, çocuklarında
otobüslerde arka sıralara oturtulduğu, beyazlarla aynı üniversiteye gitmelerine
izin verilmediği, Ku Klux Klan gibi ırkçı örgütlerin saldırılarına maruz kaldığı
düşünülürse, Obama’nın bu zaferi hiç hafife alınamayacak.
Seçim kampanyası boyunca, “Bu ülke siyah bir adaya hazır değil” ya da
“ABD’nin güneyindeki muhafazakar beyazların bir siyahı başkan seçmesi mümkün
değil” yorumlarını dinleyen Obama, bütün bunları kulak arkası ederek, emin
adımlarla Beyaz Saray’a yürüdü.
46 yaşındaki Obama’nın gençliği, “değişim” mesajı, interneti
kampanyasında aktif bir şekilde kullanması, seçim kampanyaları tarihinde ilk defa
SMS mesajıyla başkan yardımcısının kim olacağı gibi duyuruları kaydolan
seçmenlere önceden duyurması, bu zaferi getiren etkenlerden bazılarıydı.
Obama, her şeyden önce, sadece ABD’de değil, bütün dünyada “bir umut”
olarak algılanıyor. Rakip Cumhuriyetçi Partinin başkan adayı John McCain, bu
yüzden seçim kampanyası boyunca, Obama’nın sadece iyi konuşma kabiliyeti olan bir
isim olduğunu, ülkeyi yönetmeye yeterli tecrübesi bulunmadığını vurgulayarak bu
algılamayı değiştirmeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı.
Tecrübesinin sınırlılığına rağmen Obama, Avrupa ve Orta Doğu’yu kapsayan
ziyaretiyle devlet adamlığının provasını yaptı ve gittiği ülkelerde “ABD başkanı
gibi” ağırlandı. Obama, “Amerika’nın iyi, olumlu olarak bilinen özelliklerine
yeniden geri dönüşünü” simgeliyor birçokları için… Tek taraflı eylemlerden, ABD
Başkanı George Bush’un sergilediği “Ya bizimlesiniz ya da düşmandan yana” veya
“Bize saldırılmadan biz saldıracağız” yaklaşımlarından uzak, yeni bir Amerika
umudunu veriyor Obama. Bu yüzden de Irak savaşı nedeniyle ilişkilerin ciddi
biçimde bozulduğu ve ABD’de “French fries” (Fransız usulü patates kızartması)
sözünün bile “özgürlük patatesi” olarak adının değiştirildiği bir dönemin
arkasından Obama, Fransa’yı ziyaretinde, Fransız halkı tarafından, Almanya’da
Alman halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
ABD’de bu ziyaretlerin, “Obama seçimlere Fransa’da girse kazanırdı”
şeklinde alaycı yorumlara yol açmasına karşın Barack Obama, dış politika
konusunda tecrübesiz de olsa, bu konunun uzmanlarını bir araya toplayarak fikir
alan, hem ABD’nin, hem de başka ülkelerin iyiliği için çalışan bir lider imajını
perçinledi.
ABD’de ise Obama, zayıf olanın, daha az kazananın yanında yer alacağını
özellikle vurguladı. McCain ile yakından ilişkilendirilen, petrol çevreleri,
armatörlerle ilişkileri çerçevesinde bilinen Bush ve ABD Başkan Yardımcısı Dick
Cheney’den çok daha farklı bir tablo çizdi Obama. Siyah, beyaz, Müslüman,
Hristiyan kültürlerin arasında büyümüş, bütün bu kültürlerin özelliklerini
taşıyan Obama, kimileri tarafından yeterince Hristiyan, kimileri tarafından da
yeterince siyah bulunmadı. Kansaslı beyaz annesinin büyüttüğü Obama’nın,
beyazların dünyasının bir ürünü olarak bazı siyahlar tarafından kabul edilmediği
söylentileri bulunuyordu. Ancak Obama, bütün bunları boşa çıkardı ve bütün
kültürler ve ırklar arasında birleştirici oldu.
Kendisi de siyah olan ve Cumhuriyetçi Partili olmasına karşılık Obama’yı
destekleyen ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın mesajı önemliydi.
Powell, Obama’nın “gizli Müslüman” olduğu iddialarına karşılık, “Müslüman olsa ne
olur? Bu ülkede 7 yaşındaki bir Müslüman Amerikalı çocuğun, bir gün bu ülkenin
başkanı olma hayali kurmasında yanlış olan nedir” diye sormuştu. Powell’ın, Irak
savaşında kendisinin de bir parçası olduğu Bush yönetimini, aldığı tek taraflı
kararlar doğrultusunda eleştirmesi, Cumhuriyetçi Partinin, Obama’yı “terörle
bağlantılı” olarak sergilemeye çalışması gibi uygulamalarını, partinin yanlış
yöne gittiğinin bir göstergesi olarak sergilemesi, Obama’nın halktan aldığı
desteği perçinlemesinde önemli rol oynadı.
Bu yılki başkanlık seçimlerinin bir başka özelliği ise, Obama’nın
“değişim” mesajının ülkede tutması oldu. Daha önce ABD’de seçmenlerin ancak yüzde
50’sinin sandık başına veya elektronik oy verme makinelerinin başına gittiğinin
görülmesine karşılık, bu seçimde müthiş bir seçmen ilgisi görüldü. Yaklaşık 130
milyon seçmenin sandık başına gittiği söyleniyor. Obama, Washington’da eski
politikaların değişeceğini ve uzlaşmacı bir yaklaşım izleyeceğini söylüyor.
ABD’nin 44’üncü başkanlığına seçilen Obama, 20 Ocak 2009’da düzenlenecek
yemin töreninden sonra, Beyaz Saray’ı ABD Başkanı Bush’tan devralacak. Bu tarihe
kadar Bush, başkanlık görevini sürdürecek.
Rekor katılım
Michigan’da Coleman Gençlik Merkezi’ndeki oy kuyruğunda olan Amerikalılar. ABD’deki seçimlerde 1960 yılından beri ilk kez bu kadar yüksek katılım oldu. Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde katılım oranı henüz açıklanmamıştı, ancak tahminen 130 milyon civarında Amerikalı oy kullandı. New York’ta bazı semtlerde özellikle çalışanların yerel saatle 04.00’dan itibaren oy verecekleri merkezlerin önünde kuyruğa girdiler ve saat 07.30 itibariyle sandık başlarında büyük kalabalıklar oluşturdular. New York’un bağımsız Belediye Başkanı Michael Bloomberg Manhattan’da oy kullanırken gazetecilere yaptığı açıklamada, daha önce sandık başlarında böyle uzun kuyruklar görmediğini, bunun insanların ne kadar çok oy kullanmak istediklerini gösterdiğini söyledi.
ABD’nin diğer kentlerinden farklı, zengin etnik yapısıyla ve kosmopolit nüfusuyla çoğunlukla Demokrat partinin daha çok oy aldığı New York’ta sandık başlarında büyük heyecan yaşandığı ve seçmenlerin uzun kuyruklarda beklemekten pek şikayetçi olmadıkları ifade ediliyor.
Indiana’da Obama, Kentucky’de McCain
ABD’de yapılan başkanlık seçiminde, Kentucky ve Indiana eyaletlerinden ilk sonuçlar alınmaya başladı.
CNN’in haberine göre 8 delegenin seçileceği Kentucky eyaletinde Cumhuriyetçi Partinin adayı John McCain, sayılan ilk yaklaşık 5 bin 500 oyda önde. McCain, bu oyların yüzde 62’ünü alırken, Demokrat Parti adayı Barack Obama oyların yüzde 36’sını aldı.
Indiana eyaletinde ise Barack Obama önde. 11 delege çıkaracak bu eyalette, oyların sayılan yüzde 1’inin sonuçlarına göre, Obama oyların yüzde 56’sını, McCain ise 44’ünü aldı.
McCain: Hala bu ülkenin kölesiyim…
ABD halkının her şeyi en açık şekilde söylediğini ifade eden McCain şöyle konuştu;
“Obama’yı arayıp kendisini tebrik ettim. Bu kadar uzun bir yolculuk ve yarışta, kendisine yeteneklerinden dolayı büyük saygı duyuyorum. Obama, herkesin desteğini arkasına aldı. Amerikan halkı inandı. Ben de buna saygı duyuyorum. Siyahlar için seçimin öneminin farkındayım. Her zaman şuna inandım. ABD, her zaman burada yaşayan insanlara fırsat sunmuştur. Obama da buna inanıyordu. Hepimiz zaman zaman haksızlıklardan geçtik. Bazı vatandaşlarımıza yeterli haklar verilmedi. Geçmiş yıllarda bir siyahın Beyaz Saray’a davet edilmesine bile büyük tepki gösterilmişti. Bir siyahın şu anda ABD Başkanı seçilmesi, ABD’de büyük bir olaydır. Herkesin şuna inanması lazım. ABD vatandaşı olmak dünyadaki en büyük onurlardan biridir. Obama, kendisi ve temsil ettiği insanlar adına büyük bir başarıya imza attı. Büyükannesi bugünü göremedi, ama umarım yattığı yerden izliyordur. Bazı farklılıklar hala devam ediyor. Buradan Obama’ya sesleniyorum, her zaman ona yardıma hazırım. Tüm Amerikalılar’a şunu söylemek istiyorum; Onu tebrik ederken de beni hatırlayın. Doğru güçleri bulmamızda yardımcı olalım onlara. Tehlikeli dünyada güvenliğimizi korumaya çalışalım. Çocuklarımızdan miras aldığımız bu ülkeyi sonuna dek koruyalım. Ben Amerikalıyım ve bundan daha önemli bir şey yok. Tabii doğal olan bir şey var. Bu gece hayal kırıklığına uğrayan insanlar var. Ama yarın bunları da aşacağız. Hep birlikte el ele mücadele edeceğiz. Başarısızlık benim başarısızlığım, sizin değil. Bunu da bilmenizi istiyorum. Gerçekten hepinize son derece minnettarım. Benim için yaptıklarınız için minnettarım. Sonucun farklı olmasını isterdim. Başlangıçtan bu yana beni desteklediniz. Ve eşime ve çocuklarıma ve aileme çok şey borçluyum. Tüm eski dostlarıma ve benim yanımda olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Her zaman talihli bir adam olduğuma inandım ve sizin verdiğiniz destekle buna daha da fazla inandım. Bundan sonraki yıllarda barış dolu yıllar geçirmeyi arzu ediyorum. Takım arkadaşlarıma da bana desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Hiçbir zaman pişmanlıklar yaşamıyorum, bu kampanya benim için büyük bir onurdu. Obama bu ülkeyi yönetme şansı kazandı, onu yeniden tebrik ediyorum. Bir Amerikalı olarak bunu söylemem lazım ki, yarım yüzyıl boyunca bu ülkeye hizmet ettim. En üst seviyey ulaşmak için adaydım, hala bu ülkenin kölesiyim, hala çalışıyorum. Bana bu şansı verenlere de teşekkür ediyorum. Tüm Amerikalılar’a bir kez daha sesleniyorum, bu ülkenin büyüklüğüne inanalım. Biz hiçbir zaman teslim olmayız, hiçbir zaman tarihten korkmayız, tarihi biz yazarız.”
Seçimden yemine kadar önemli aşamalar
ABD’de bugün yapılan başkanlık seçimlerinde belirlenecek başkan ve yardımcısının, göreve başlaması için geçilmesi gereken önemli aşamalar var. Bu aşamalar ve tarihleri şöyle:
4 Kasım – Seçmenler bugün yapılan genel seçimlerde her eyaletin 2. seçmenlerini seçecek. Seçmenler teknik olarak başkan ve başkan yardımcısı adayları için değil, kendi eyaletlerinin, tercih ettikleri başkan adayına oy verecek 2. seçmenlerine, yani seçiciler kuruluna gidecek delegelere oy veriyorlar.
9 Aralık – Eyaletlerin oyların yeniden sayımı, tartışmalar ve anlaşmazlıklarla ilgili sorunları çözmesi için son gün.
15 Aralık – İkinci seçmenler başkan ve yardımcısını seçmek için kendi eyaletlerinde toplanır. Federal yasalara göre, ikinci seçmenler eyaletlerindeki seçimlerde ortaya çıkan halkın tercihine uymak zorunda değiller.
24 Aralık – 2. seçmenlerin oy sonuçlarının yasalarca belirlenen, Senato başkanı ve başka yetkililere teslim edilmesi için son gün. Ancak bu tarihe uymayan eyaletlere karşı herhangi bir yasal yaptırım yok.
6 Aralık – Kongre ikinci seçmenlerin oylarını saymak için toplanır. Başkan ve Başkan yardımcısı adaylarının seçimi kazanmak için oyların çoğunu, yani 270 oy almaları gerekir. Hiç bir aday bu çoğunluğu sağlayamazsa, Temsilciler
Meclisi Başkan’ı, Senato ise Başkan Yardımcısı’nı seçer.
20 Ocak – Seçilen Başkan yemin ederek göreve başlar.
Posted by: bydaring on: Kasım 5, 2008
Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!
Son Yorumlar